Ekonomik kalkınma nedir?

  1. Doğanın zaten var olan teknolojilerini ya yok edip ya da gözden kaçırarak yerlerini insan teknolojisi türlü alet edevat ve zerzevatla doldurmak. Daha genel bir deyişle, yerel teknolojilerin yerine merkezilerini koymak; yerel ekonomileri reforme edip merkezileştirmek.
  2. Yerel zenginlikleri çoğunluktan alıp yatırımcı, girişimci veya iş adamı gibi isimler taşıyan ayrıcalıklı kesimlere aktarmak.

Birinci aşama olmadan ikinci aşamaya, yani teknolojiyi tekelleştirip merkezileştirmeden varlık transferine geçilemeyeceğine dikkatinizi çekerim.

Örneğin bir akarsuyun getirdiği, herkesin içebileceği temiz içme suyu… Bu doğanın zaten var olan bir teknolojisidir, çünkü suyu en iyi arıtan teknoloji akarsu kenarlarındaki doğal bitki örtüsüdür.

Herkes bedavadan temiz su içebiliyorsa yatırımcı ve iş adamı bu işten nasıl para kazanacak? Su arıtma ve içme suyu sektörü nasıl gelişip kalkınacak?

Çözümü kolay: Bedavadan temiz su taşıyıp ekonomiyi bozan akarsu önce herhangi bir endüstriyel faaliyetle kirletilir, bu arada akarsuyun kenarındaki bitki örtüsü de türlü rant hesaplarıyla kalkınma adına traşlanır.

Bu işe karşı çıkmaya kalkan olursa verilecek cevap basittir: Kardeşim sen kalkınma düşmanı mısın, sen gerici misin?

Artık yatırımcı için gerekli ortam hazırdır; gelir akarsu kenarında su arıtma ve şişeleme fabrikasını kurar, su satıp para kazanmaya başlar. Millet de eskiden bedavaya içtiği suyu artık para vererek içer. Bu işte para döndüğü için de ekonomi kalkınır, Gayrı Safi Milli Hasıla (GSMH) yükselir.

Dikkat edin: Bu yeni oluşan su sektörü örneğinde doğanın herkese hizmet sunan arıtım teknolojisi bozularak tekelleştirilip merkezileştiriliyor, ve yerine insan yapımı su arıtım teknolojisi konuyor.

Var olan yerel teknolojileri bozmak; bu işin kolay tarafı. Peki bozamadığın yerel teknolojileri gözden kaçırmak nasıl olacak?

Bu iş eğitim meselesidir; ağaç yaşken eğilir.

Daha gençken beyinlere okullarda, üniversitelerde ve reklamlarda ekonomik kalkınmanın tamamen insan yapımı ürünler ve bunların tüketimiyle ilgili bir şey olduğu kazınırsa çoğunluk zaten başka bir şey düşünemeyecek hale gelir. Teknoloji denince herkesin aklına otomatikman insan yapımı alet edevatlar gelir; doğanın kendiliğinden sunduğu ürün ve servisleri düşünmez bile!

Bu yolda ülkelerin okullarda kalkınmış veya kalkınmamış (kibarcası gelişmekte olan) diye sınıflandırılmasının çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü kalkınmışlığın tamamen insan teknolojisi ve insan yapımı ürünlerle ilgili bir şey olduğu küçük yaştan beyinlere iyice kazınır. Küçük yaştan şartlanma yoluyla beyne kazınan şeylerin sorgulamayla temizlenmesi biraz zordur; herkesin harcı değildir.

Kalkınmış ülke deyince aklımıza Amerika, Almanya, Hollanda falan gelir. Neden? Çünkü bu ülkelerin insanları araba, bilgisayar, cep telefonu gibi türlü alet edevatları bol miktarda kullanıp tüketebilirler.

Ya geri kalmış Paraguay’daki ortalama bir vatandaş bütün bu alet edevatlara ihtiyaç duymadan her türlü temel ihtiyaçlarını giderebiliyor, hatta ortalama bir Amerikan vatandaşından da daha mutlu yaşayabiliyorsa?

Olmaz, olamaz, olsa da bu tür bilgilerin ekonomi kitaplarından uzak tutulması gerekir. Yani bu gerçek olsa da çoğunluğun bundan haberi olmamalı! (Darwin misali)

Sıkı bir eğitimle doğanın teknolojilerinin nasıl gözden kaçırabileceğine size kendimden örnek vereyim:

Benim gibi akvaryumculuğa yıllarını vermiş olanlar bilirler; akvaryum suyunun arıtılıp hem balıklar hem de bitkiler için sürekli sağlıklı tutulması en büyük dertlerden biridir.

Çocukluğumda ve gençliğimde türlü filtrelerle ne uğraştım: Bakteriyel filtre, mekanik filtre, sünger filtre, amonyak filtresi, nitrat filtresi, pH filtresi, demineralizasyon filtreleri, kireçlenmeye karşı kimyasal filtre…

Neden su arıtma sorununu hiç bir zaman çok boyutlu olarak çözemeyen, her biri nitrat düzeyi veya pH gibi tek boyutlu bir ölçeğe odaklanmış ileri teknolojik filtrelerle bu kadar uğraştım, onlara bu kadar para ve zaman harcadım?

Çünkü doğal yöntemle, yani kökü suda yaprakları havada olan marjinal bitkilerle su arıtımı konusunda beni uyandıran bir kitap okuyana kadar aklıma bu konuda basit ve doğal bir çözüm olabileceği hiç gelmemişti. Üstelik çocukluğumdan beridir de doğaya, hayvanlara ve bitkilere meraklı olduğum halde!

Neden? Çünkü ben de okullarda iyi bir ekonomi eğitimi almış, kalkınmanın ne olduğunu iyice öğrenmiştim.

Tunç Ali Kütükçüoğlu

Suyu marjinal bitkilerle arınan bir akvaryum: Odamdaki biyotop
Odamdaki biyotop

Reklamlar
Bu yazı Ekonomi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s