Bir akvaryumun verdiği ekonomi dersi

Tecrübeli akvaryum-severler bilir; bir akvaryumda en büyük sorun suyun arıtımıdır.

Odamdaki biyotop

Suda biriken nitrat gibi azotlu bileşikler ve diğer kimyasal maddeler akvaryum suyunu balık, bitki ve diğer canlılar açısından zamanla yaşanmaz hale getirebilir.

Neticede akvaryuma her gün yem atıyorsunuz. Eğer bu yemin geri dönüşümü veya temizliği bir şekilde yapılamazsa yemin içerdiği kimyasal maddeler akvaryum suyunda veya kumunda birikir.

Sürdürülebilir sağlıklı akvaryumlar için türlü su filtreleriyle yıllarca uğraştım; mekanik filtreler, biyolojik filtreler, kimyasal filtreler, iyon değiştiriciler, akla ne gelirse!

Gözümüz genelde Almanya’da çıkan son moda ve teknoloji su filtrelerindeydi, çünkü iyi bir çözüm bulunursa mutlaka akvaryum teknolojisi en ileri Almanya’dan çıkar diye düşünürdük.

Fakat hiçbir su filtresi arıtım sorununu tam anlamıyla çözemedi. Tam tersine, her filtre bir sorunu çözerken başka bir sorun yaratarak yeni masraflara yol açtı.

Örneğin, nitrat sorununu halleden ileri teknolojik (!) bir biyolojik filtre suyun pH dengesini bozuyor, beni ayrıca bir kimyasal filtre almak zorunda bırakıyordu.

Kimyasal filtreyle suyun pH’ını (asitlik derecesi) suni olarak düşürdürdüğümde ise hem balıklar, hem de biyolojik filtrasyon zarar görüyor, beni çözüm adına yeni teknolojik alet edevatlar ve çözeltiler almaya mecbur ediyordu.

Elini kaptırırsan kolunu kurtaramazsın misali… Sürekli masraf, sürekli yeni alet edevat ve zerzevat…

Uzun yıllar sonra kökleri suyun içinde, yaprakları da dışarıda olan marjinal bitkilerin en iyi su arıtıcıları olduğunu keşfettim. Bunu zaten doğa milyonlarca yıl önce keşfetmişti.

Doğanın teknolojisi olan bitkiler su arıtım sorunumu masrafa ve yan etkilere yol açmadan çözdüler. Artık teknolojik su filtreleriyle uğraşmıyorum.

Bitkileri bu kadar geç keşfetmemin nedeni ise herkes gibi benim de genç yaştan beynime kazınan neoklasik kalkınma doktrinleriydi (endüstriyel dogmatizm). Çözüm denince aklıma sadece insan yapımı teknolojiler ve araç gereçler geliyordu.

Doğanın teknolojilerinin hikmetini anlayabilmem için önce evrimi, sonra da matematiksel anlamda çok boyutlu optimizasyonu anlamam gerekmişti.

Ekonominin esas amacı olan sürdürülebilir geçim ve hayat kalitesi de işte böyle bir çok boyutlu optimizasyon problemidir.

Tunç Ali Kütükçüoğlu

Düşük teknolojili doğal akvaryumlar hakkında fikir verebilecek birkaç link:

Odamdaki biyotop (makale)

Reklamlar
Bu yazı Ekonomi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Bir akvaryumun verdiği ekonomi dersi

  1. muhammed yıldız dedi ki:

    Ben de benzer teknikleri kullanıp filtrasyon işini su üstü bitkilere bırakmaya çalışıyorum. Akvaryumlarımda japon şemsitesi, patos sarmaşığı, su mercimeği ve echinodorus türlerini kullanıyorum. Fakat köklerini suya ve kuma salan bu bitkiler zamanla su altı bitkilerini boğuyor. Gerek her yeri saran kökleri, gerekse nitratla beraber sudaki bütün besinleri de hızla emmeleri daha ufak bitkilere yaşam şansı tanımıyor. Diğer yandan ısınma sorunu ve suda ufak da olsa sirkülasyon ihtiyacı olması bizi yine çoklu prizlere mahkum bırakıyor.

  2. tuncaliku dedi ki:

    Kendi tecrübelerimden sonra kökleri çok hızlı yayıldığı ve diğer bitkilere yaşama şansı bırakmadığı için Japon şemsiyesini önermiyorum; ev akvaryumlarında sürdürülebilir bir bitki değil. Ancak havuzlarda düşünülebilir.

    Bulabilirseniz su bitkisi olarak Echinodorus uruguayensis’i mutlaka öneririm (doğal formu). Yavaş büyüyen, dayanıklı, ama yüksek sıcaklıkları sevmeyen gerçek bir su bitkisi.
    http://www.aquaticplantcentral.com/forumapc/plantfinder/details.php?id=106

  3. muhammed yıldız dedi ki:

    Sadece Japon şemsiyesi değil su dışında hızlı büyüyen bütün türler su altı bitkileri için risk bence. Şu anki paludayum-akvaryumum patos sarmaşığı kökleri ve su dışına uzayıp adeta bir ağaç formuna bürünen limon bitkisinin suya saldığı kökler yüzünden su altı ormanına dönmüş durumda. Doğal görüntü olarak hoşuma gitse de cyripto ve fern gibi sert türler dışında bütün bitkilerin (saz,vivipara,echinodorus…vs),gelişimi durdu, hatta geriledi. 3 çeşit echinodorusum vardı, önceleri çok güzel gelişseler de köklerin artışıyla ölmeye başladılar. Aydınlatmayı artırsam da sonuç alamadım.
    Bunlara rağmen akvaryum çok sağlıklı. Akvaryum 120*45*60h, belki daha büyük tanklarda daha kontrollü ekleme yapılarak hem su altı hem su üstü için sağlıklı sonuçlar alınabilir.

  4. Aslı Schaeferdiek dedi ki:

    Merhaba,
    Sürdürülebilir akvaryumunuz hakkındaki makalenizi neşeyle okudum. Benim de evimde 80 x 80 x 80 cm ebatlarında, üstü açık bir akvaryumum var. Malesef içindeki üç kedibalığı ve ürettikleri nedeniyle biyolojik filtre, bataklık modu oluşturabilmek için diktiğim bitkileri desteklemek için ise co2 kullanmak durumundayım. Gerek yaşadığım yerin şebeke suyu kalitesi, gerekse karbondioksitin Ph’yı biraz dengelemesi sayesinde şimdilik herhangi bir kimyasal sorun yaşamadım.
    Akvaryumda, zaten balıklar tabanı kazıp yumuşak yapraklı bitkileri afiyetle yediklerinden, genellikle sert yapraklı ve büyükçe bitkiler tercih ettim. Birkaç cins echinodorus, cryptocoryne ve mangrov köklerine iliştirdiğim microsorumlarım var. Fakat amacım hem su yüzeyinden epey yükselebilen bir bitki yetiştirmek, hem de akvaryumdaki nitrit siklusuna biraz katkıda bulunmaktı. Akvaryuma diktiğiniz japon şemsiyelerini görünce ben de umutlandım. Acaba benim akvaryumda olurlar mı? 80 cm epey ciddi bir yükseklik. Canavarlarım yeni yetme bitkilere pek şans vermiyor, öte yandan diktiğim bir sap echinodorus cordifolius büyüyüp serpilip su üstünde çiçek verdi. Japon şemsiyesi onu bile bastırır mı? Burada akvaryum bitkisi olarak japon şemsiyesi görmedim. Toprakta yetişmiş bir bitkiden daldırma yapsam olur mu?
    Biotop fikri çok çekici olsa da akvaryum sakinlerimin boyutları ve yaklaşık 20 yıl kadar yaşamaları nedeniyle, şimdilik benim için hayal gibi görünüyor. Yanıtınız için şimdiden teşekkür ederim.

    • tuncaliku dedi ki:

      Bir akvaryumda 80cm yükseklik gerçekten fazla; bu derinlikte Japon şemsiyesi ve diğer marjinal bitki türlerinin yetişmesi zor.

      Ayrıca gerçekten doğal bir akvaryum istiyorsanız akvaryum büyük, ama balıklar küçük (en fazla 5cm gibi) olmalı. Doğal bahçe havuzlarına bir bakmanızı öneririm. Arama: Natural garden ponds, veya Naturteiche..

  5. Şemsettin Akçay dedi ki:

    Merhaba,
    Bu konuda sizinle görüşmek isterim.

  6. Asli Schaeferdiek dedi ki:

    Durumla ilgili bir güncelleme yapayım… Japon şemsiyesi değil de, papirüs denedim. Kökler kısa zamanda kontrolden çıktı! Onu tankın dışına alıp bu sefer de büyükçe bir echinodorus grandifolius diktim. Bitki için tabanda daha yüksek, ayrı bir katman oluşturdum. Böylece köklerin gideceği alanı da kısıtlamış oldum. Yükselerek su dışında yapraklar verdi. Onun dışında vallniseria americana ve tigerlotus gibi yüzeye uzayabilen bitkiler de var. Yukarıdan çok ışık vermeme rağmen, akvaryumun içinde yarı gölge, doğal bir ortam oluştu. Şu anda oturma odasında küçük bir göl var, balıklar da mutlu görünüyor.

  7. tuncaliku dedi ki:

    YEMEK ODAMIZDAKİ YARI-DOĞAL TATLISU AKVARYUMU

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s