Necmettin Ağa’nın bulduğu çözüm

İnsan beyni milyonlarca yıl süren avcı-toplayıcı dönemde gelişti. Antropolojik araştırmalar bu dönemde genel olarak kadın-erkek eşitliği olduğunu gösteriyor.

Bundan yaklaşık 10’bin yıl önce Orta Doğu, İndus Vadisi ve Nil Deltası gibi verimli yerlerde iyice artan nüfus bazı toplulukları tarıma mecbur etti; tarıma dayalı ilk köyler kasabalar kuruldu.

Üretimde kartelleşme ve sermaye birikimi böylece başladı: Büyük arazileri sahiplenen ilk toprak ağaları ve onların toprak köleleri (serfler) ortaya çıktı.

Yazımın bundan sonraki akışkanlığı açısından toprak ağalarına sembolik olarak “Necmettin Ağa” diyeceğim.

Necmettin Ağa’nın iki önemli sorunu vardı:

  1. En güzel kadınlar onun eşi olmalı, ve onun çocuklarını doğurmalıydı.
  2. Kadir bilmez asi köylülerden iyi toprak kölesi olmuyordu. Bunları nasıl adam etmeliydi ki kaderlerine kolayca razı olsunlardı?

Necmettin Ağa’nın izni olmadan hiçbir erkek veya kadın ilişki kuramamalı, en güzel kadınlar sadece onun çocuklarını doğurmalıydı.

Geri kalanlar da bir an önce eşleştirilmeliydi; kimse ağanın karılarına yan gözle bakmamalıydı. Ayrıca tarlada çalışacak nüfusa ihtiyaç vardı.

Ya şu her fırsatta maraza çıkaran dik kafalıları nasıl yola getirmeliydi? Yok özgürlükmüş, yok eşitlikmiş… Sen karnını doyurduğuna şükret gavat!

Her köylünün tepesine bir asker dikecek hali yoktu ya! Bu kadar askeri kim besleyecekti? Ayrıca zorbalığın dozunu kaçırırsa mazallah bu cahil köylüler isyan eder evini başına yıkardı. Ne yapmalıydı?

Evet, Necmettin Ağa ne yapabilirdi?

Necmettin Ağa’nın bulduğu çözüm
Aslında basit: Bir tür harem ve kölelik ideolojisine ihtiyacı olan Necmettin Ağa’nın tek yapması gereken, köylülerin beynini yıkamak için piyasadaki dinlerden birinin maddi-manevi rüşvete açık, fazla idealist olmayan, işgüzar bir lideriyle işbirliği yapmaktı; öyle de yaptı.

Yukarıdaki hikaye aslında kadın haklarını ve özgürlükçü düşünceyi bastıran ilk ataerkil dinlerin nasıl, hangi ihtiyaçtan ortaya çıktığını anlatır.

Necmettin Ağa herkesin tepesine bir asker dikemezdi belki, ama herkesin beynine eli sopalı bir bekçi ekebilirdi.

O dönemlerde piyasada bir sürü tanrı ve din vardı. Kimi daha anaerkil, kimi daha ataerkil, kimi cinsiyetten tamamen bağımsız, kimi barışçı kimi savaşçı…

Bu dinlerin bir bölümü eşitlikçi ve hümanist, bir bölümü ise patroncu ve köleciydi.

Yani ideolojik pazarda bir seçenek sıkıntısı yoktu. Tek yapılması gereken, icabında inandığı ideolojiyi Necmettin Ağa’nın işine gelecek şekilde sündürebilecek fırsatçı din liderleri bulmaktı –ki bunların da piyasasında bir seçenek sıkıntısı yoktu.

Ancak Necmettin Ağa’nın işi yine de çok kolay olmadı, çünkü eskinin avcı-toplayıcıları genelde eşitlikçi ve özgür yaratılışlıydı; kulluğu, köleliği ve biat kültürünü kabullenmeleri zor oldu. Arabaya koşulmadan önce vahşi bir atın hür iradesinin kırılması gerekir. Bu evrim nesiller sürdü.

Tunç Ali Kütükçüoğlu

Facebook / Google+

Reklamlar
Bu yazı Ekonomi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s