Evrim Teorisi, Din ve Neoliberalizm

Birgün Gazetesi’nde yayınlanmış evrim teorisi ile ilgili bu yazıyı okuyunca bir yorum yazmadan yapamadım:

Doç. Dr. Ergi Deniz Özsoy: Evrim kuramı ile bir dine inanıp inanmama arasında bağ bulunmuyor.
“Evrim bağlamında maymundan mı geldik?” sorusunun evrimsel biyolojinin teori ve pratiği ile ilişkisi “kafamıza elma düştüğü için mi dünya dönüyor?” sorusunun fizik bilimiyle ilişkisi seviyesinde anlamlı olacaktır.

Yorumum: (bkz twitter dizisi)
Yazıyı okudum, yeterince net değil. Bütün bunlar lafı evirip çevirmeden çok daha basit ve anlaşılır bir şekilde anlatılabilmeli. Bence bilim dünyası, her şey çok daha basit anlatılabilecekken lüzumsuz yere karmaşık ve sofistike cümleler kullanma alışkanlığından artık kurtulmalı.

Yazının ana fikrine de katılmıyorum. “Dinler evrim teorisiyle çelişmez” diye bir genelleme yapılamaz, bu tamamen din ve tanrı anlayışına bağlı. Evrim teorisi, evreni kendi doğa kanunlarıyla yöneten soyut bir tanrı anlayışıyla çelişmez, ama dincilerin insansı-büyücü (mucizeci) tanrısıyla çelişir.

Kendi doğa kanunlarını delerek olaylara doğa üstü güçleriyle müdahale eden, sevdiklerini kayırıp sevmediklerine dünyayı dar eden, doğal süreçlere ihtiyaç duymadan şipşak yaratıp şipşak yok eden insansı mucizeci tanrı, bu ilahi diktatörle iletişime geçip yakınlık kurabilen ruhban sınıfının, yani dincilerin, temel avanta kapısıdır. Bu yüzden de dinciler yaratılışı bile doğa kanunlarıyla açıklayan evrim teorisinden nefret ederler.

Tıpkı vakti zamanında gezegenlerin yörüngelerini doğa kanunlarıyla (yani bilimle) açıkladığı için Newton’dan nefret ettikleri gibi. Veya hastalıkları doğa kanunlarıyla (mikrop vs) açıklayan Pasteur’den nefret ettikleri gibi. Bunlar hep dincilerin otoritesini sarstı. Sonra Darwin denilen zındık(!) kalktı türlerin yaratılışını bile doğa kanunlarıyla açıkladı. Ne kaldı o zaman dincinin eline yaptırım olarak?

Dikkatinizi çekerim: Kuran’daki kader kavramının anlamı ilahi alınyazısı değil doğa kanunudur. Anladığım kadarıyla Kuran’ın tanrısı soyut bir tanrı… Gerçi tam da emin değilim; kanuncu ve soyut özellikler ile keyfı ve insansı özellikler biraz birbirine karışmış gibi, yoruma bağlı. Yaşar Nuri Öztürk ve İhsan Eliaçık gibi en filozof din adamlarından bile bu konunun açıkça tartışıldığını duymadım; nedense üstü kapalı geçiliyor.

Mucizeci tanrıya inananların hepsi mi dinci, yani sahtekar? Hayır, işin bir de öteki tarafı var, dincilerle samimi dindarları buluşturan. Evreni doğa kanunlarıyla yöneten soyut bir tanrı anlayışı bazı insanlara, özellikle de zor durumdaki insanlara psikolojik olarak tatmin edici gelmiyor.

Beyin ümitsiz yaşayamaz: Çaresiz bir acıya, sefalete veya hastalığa saplanan insanın doğaüstü güçlere ve mucizelere inanmaktan başka seçeneği yok. İşte bu psikolojik eğilim, samimi dindarların bir bölümünü insansı-mucizeci tanrıyı (ilahi diktatör) pazarlayan dincilerin ağına düşürüyor. Tıpkı çaresiz bir kanser hastasının, sahtekarların ürettiği uyduruk kanser ilaçlarına kolayca aldanması gibi…

Resim dinciler ve kurbanları ile bitmiyor, bir de dinciliği kendi çıkarları için kullanan neoliberalizm, finans ve sanayi kartelleri var.

Evrimi anlamak doğayı ve ekosistemi anlamaya yardım eder, uzun vadeli (öngörülü) ve çok boyutlu (bütüncül) düşünme yeteneğini geliştirir. Evrimi anlayan toplum, örneğin verimi arttırdığı söylenen GDO’lu tohumun sadece kısa vadeli sonuçlarına bakmaz, uzun vadeli etkilerini de sorgular. Halbuki neoliberalizm, bizim yerelden ve gelecekten çalan sürdürülemez talan ekonomisini ekonomik büyüme ve kalkınma zannedecek kadar cahil kalmamızı ister.

Çünkü neoliberalizme son şeklini veren, tamamen kısa vadeli çıkarlarına odaklanmış küresel finans ve sanayi kartelleridir, başta silah sanayi olmak üzere. Neoliberalizmi besleyen cehaleti büyütmenin yolu, iktisat fakültelerinden başlayarak örgütlü ekolojik cehaleti bütün eğitim sistemine yaymaktan geçer.

İşte bunun için neoliberalizm Türkiye gibi gelişmekte(!) olan ülkelerde evrim teorisinin anlaşılmaması için elinden geleni yapar, her yıl anti-evrimci propagandaya milyonlarca dolar harcayan Discovery Institute benzeri sahte bilim kurumları kurar. Çünkü Trump gibi cahil ama tilki gibi kurnaz neoliberalizm şunu çok iyi bilir: Evrimi anlayan ekolojiyi anlar, ekolojiyi anlayan da mazallah tekelci talan ekonomisi ile sürdürülebilir refahın farkını anlar.

Tunç Ali Kütükçüoğlu

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s