Macquarie Adası Trajedisi

Endüstriyel eğitimle daralmış insan aklı, bütününü anlamadığı bir ekosistemin belli parçalarına müdahale ederse ne olur?

Yeni Zelanda ile Antarktika arasındaki Macquarie Adası’nın ekosistemine yapılan müdahaleler bunun en güzel örneklerinden biridir.

Macquarie AdasıDeniz fili dahil fok türleri, penguenleri, albatros gibi türlü deniz kuşlarıyla Macquarie adası, kendine has endemik türleri de barındıran çok zengin bir ekosistemdir.

Bu nedenle de Macquarie Adası UNESCO tarafından mutlaka korunması gereken bir kültür mirası ilan edilmiştir (bkz Macquarie Island).

Eskiden tam anlamıyla bir yeryüzü cenneti olan bu adanın oldukça acıklı bir hikayesi var.

Gemilerle adaya ulaşan fareler ve sıçanlar (eskiden adada hiç olmayan canlılar) yumurtalarını yiyerek deniz kuşlarına korkunç zarar verirler. Sıçan nüfusunu kontrol etmek için adaya yabani kedi getirilir, ancak kediler sadece sıçanlara degil, savunmasız deniz kuşlarına da saldırır.

Bunun üzerine bir aklı evvel, hem insanlara hem de kedilere besin kaynağı olsun, ve böylece kediler kuşları artık rahat bıraksın diye adaya tavşan getirir. Tavşanlar mis gibi otlaklarla dolu bakir adayı bulunca kedilere rağmen tavşan gibi ürer, ve bitki örtüsüne korkunç zarar vermeye başlarlar.

Bu arada tavşan nüfusunu kontrol etsin diye adaya getirilen gelincikler de deniz kuşlarına ve yumurtalarına saldırırlar.

Artan tavşan nüfusuyla birlikte yabani kedi nüfusu da artar. Yaban kedilerinin bir kolu, kültürel evrim geçirerek adanın başka hiçbir yerde bulunmayan endemik papağan (Macquarie parakeet) türünü avlamaya başlar.

1891’e kadar olan olur, adanın endemik Macquarie papağının soyu tükenir. 1933’de ada bir doğal park olarak koruma altına alınır.

Avustralyalı bilim insanları, insan gibi iyice çoğalan tavşanların adaya verdiği korkunç zararlara karşı bir çare araştırırlar. Ancak çare ararken hasta ekosistemin bütününe değil de nedense tavşana odaklanmışlardır. Bunun nedenlerinden biri de tahminen endüstriyel eğitimden gelen odaklanma ihtiyacıdır.

Avustralyalı biyologlar, çözüm olarak 1978’de, tavşan pireleri aracılığıyla tavşanlara ölümcül Myxoma virüsü bulaştırırlar. Virüs gelince, sayıları 130’bini bulan tavşanların çoğu ölür, geriye 10’bin kadar tavşan kalır. Ancak kalanlar virüse dayanıklı bireylerdir.

Tavşanlar iyice azalınca, adada yaşayan 500 kadar kedi çaresiz tam gaz deniz kuşlarına saldırıp, bir yılda 60’bin tane deniz kuşu öldürürler. Bunun üzerine önce Avustralya, sonra Tasmanya hükümetleri kedi katliamı başlatırlar. 2000 yılında adadaki son yaban kedisi öldürülür.

Sorun çözülür mü? Tabi ki hayır. Çünkü Myxoma virüsüne bağışıklı tavşanlar yine tavşan gibi üremeye başlarlar.

Bunun üzerine, Tasmanya hükümeti, zehirli yemler atarak adadaki bütün yabancı memeli türlerini (tavşan, fare, sıçan, gelincik vs.) yok etmeye kadar verir. Ancak bu zehir de suya, toprağa ve besin zincirine bulaşarak yine binlerce deniz kuşunun ölmesine yol açar.

Bu iç karartıcı Macquarie Adası örneğini neden verdim?

Endüstriyel dogmatizmin bileşenlerinden ilkini tekrar hatırlatayım (bkz endüstriyel cehaletin bileşenleri):

Dar odaklı uzmanlığın yüceltilerek, bütünü görmeye çalışan felsefi ve ekolojik düşüncenin kapı dışarı edilmesi

Macquarie Adası’nda olanlar, bütünü anlamadan yapılan bu öngörüsüz müdahaleler tam bir felaket! Ancak küresel ölçekte bakıldığında yine de bu yerel sayılabilecek bir felaket, etki gücü ve alanı sınırlı.

Şimdi bu endüstriyel kafayla, ellerinde korkunç bir teknolojik güç olan küresel sanayi tekellerinin, iklim veya gıda sorununa çözüm getiriyoruz diye, canlıların genetik yapısına, atmosfere veya okyanuslara merkezi müdahaleler yaptığını düşünün. Bilinçli veya bilinçsiz, bütün dünyayı etkileyecek çapta müdahaleler…

Akvaryumla uğraşanlar, bir hastalığı iyileştireceğim diye bilinçsizce ilaç kullanmanın ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu iyi bilir. Bilinçsizce akvaryuma atılan bir ilaç, yararlı arıtım bakterilerini de öldürerek, öngörülemez bir dizi etki-tepki zincirini tetikleyip bütün balıkları öldürebilir.

Ancak yine de akvaryum şirketleri, etkileri öngörülemez abuk-subuk ilaçlar üretmekten, akvaryum meraklıları da bu ilaçları bilinçsizce kullanmaktan geri kalmazlar.

Tunç Ali Kütükçüoğlu

Kaynak:
Messing with Mother Nature: The Macquarie Island Ecosystem

Reklamlar
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s