Bir devleti şirket gibi yönetmenin ne sakıncası var?

Adam Smith (1723-1790)

Adam Smith (1723-1790)

Bazıları şu soruyu sorabilir:

Devleti şirket gibi yönetmenin ne sakıncası var?

Tamam, her şeyin ticarileşmesi; sürekli para, kâr, kazanç peşinde koşmak pek hoş olmayabilir, ama neticede ekonominin çarklarını döndüren de bunlar değil mi?

Bu soruların devamı şöyle gelir:

Kazanç hırsının fazlası bireyler için kötü olabilir, ama şirketleri daha çok üretmeye iten şey de zaten bu hırs değil midir?

Klasik iktisatın kurucusu sayılan Adam Smith de böyle dememiş miydi?

Kasap topluma faydalı olmak için değil, kendi geçimi ve kazancı için et satar. Benzeri marangoz, manav, işçi veya çiftçi için de söylenebilir: Herkes kendi kazancı ve geçimiyle uğraşırken bir bakarsınız, sanki görünmez bir el (invisible hand) her detayı planlamış gibi ekonomi tıkır tıkır işler. Kasap marangozdan mobilya alır, marangoz da kasaptan et… Herkes olmasa bile çoğunluk temel gereksinimlerini bu şekilde karşılar.

İskoç aydınlanmasının en parlak filozoflarından David Hume’un yakın arkadaşı olan Adam Smith’in (1723-1790) kendisi de aslında bir ahlâk filozofuydu. Her ne kadar Batı Avrupa odaklı olsa da, samimi olarak insan refahına kafa yormuş, hafife alınamayacak büyük bir düşünürdü.

Adam Smith’in bir ekonomi politikası klasiği olmuş ünlü kitabı Wealth of Nations (Ulusların Zenginliği) Gutenberg sitesinden ücretsiz e-kitap olarak indirilebilir:
An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations by Adam Smith

Ortalama (anaakım, neoklasik) bir ekonomi eğitimiyle, Adam Smith’in doğadaki yaşam mücadelesine benzettiği, bireylerin veya şirketlerin rekabetine dayalı serbest piyasa ekonomisi ve kazanç hırsıyla ilgili temel varsayımlarında pek bir yanlışlık göremezsiniz.

Öyleyse yanlışlık nerede? Devleti şirket gibi yönetmenin nesi yanlış?

1. yanlışlık: Şirketokrasinin toplumsal refah açısından en önemli hastalığı kazanç hırsı değil, kısa vadeci kazanç hırsıdır. Çoğu şirket önündeki 5-10 yıllık kazancına bakar, sonrasıyla ilgilenmez. İlk bakışta önemsiz gibi görünebilecek bu detay hayati sonuçlar doğurur.

Örneğin DDT türevi zehirli tarım ilaçları pazarlayan DuPont veya Monsanto gibi kimya ve tarım tekelleri… Ne kadar büyük zararlar verdiği (bütün kara propaganda ve dezenformasyona rağmen) dünya kamuoyunun çoğunluğu tarafından anlaşılıp yasaklanana kadar DDT doğaya da insana da çok büyük zararlar vermiş, ama bu arada şirketler bu işten milyonlar kazanmıştı (bkz. Sessiz Bahar).

Örneğin kısa vadede yüksek verim getiren, ama uzun vadede toprakla birlikte kendine yeterli yerel-tarımı da çökerten GDO’lu patentli tohumlar… Hep satanın yanına kâr kalıyor; “aldanmışım, Allah affetsin” diyerek sonradan hesap sorup, verilen zararların telafi edilmesini isteyemiyorsunuz.

2. yanlışlık: Temel üretici olan doğa da (ekosistem) dahil olmak üzere büyük resime bakıldığında, şirketlerin birçoğunun toplumsal refah açısından pozitif anlamda üreterek değil, yerelden ve gelecekten çalarak, yani sömürgeci ve tekelleştirmeci yöntemlerle para kazandığı görülür.

Toplumların yerelinden ve geleceğinden çalan sömürgeci (parazit, asalak) kazanç yöntemlerine birkaç örnek: GDO’lu sertifikalı/patentli tohumlar, endüstriyel balıkçılık, kirli madencilik, kirli sanayi, DDT gibi zehirli tarım ilaçları, siyasi manipülasyonla önleyici halk sağlığını sabote eden endüstriyel tıp…

Parazit yöntemlerle geçinen canlılar doğada da var. Ancak doğada her canlı, binlerce yıllık evrimsel süreç içinde parazitlere karşı türlü korunma ve bağışıklık yöntemleri geliştirir, geliştiremeyen zaten yok olur. Benzeri toplumlar ve ekonomik sistemler için de geçerlidir.

Toplumları ekonomik büyüme ve teknolojik ilerleme gibi neoklasik ekonomi hurafeleriyle aldatarak sömüren parazit şirketlere karşı (bütüncül ve uzun vadeli) toplumsal yarar denetimi, sürdürülebilirlik denetimi, ÇED denetimi vesaire işte bu yüzden çok önemlidir. Bu denetimler sömürgen neoliberalizmin ve sanayi emperyalizminin baş düşmanıdır.

Parazit girişimlere ve teknolojilere karşı en iyi ve kalıcı bağışıklık sistemi ise topluma ekonomik öngörü kazandırmaktır. Bu da bütüncül bakış, sorgulama ve ekolojik bilinç ile gelir. Ekolojik bilinç derken evrimsel biyoloji, ekoloji, antropoloji, sosyoloji ve psikoloji gibi doğa ve insan bilimleri…

Adam Smith’de eksik olan şey de zaten buydu: Ekolojik bilinç!

Tembel, ilgisiz veya dar bakışlı bir akademisyen olduğundan değil; onun yaşadığı dönemde daha evrim teorisi bile ortada yoktu. Adam Smith bugün yaşasaymış biyolojiyi ve evrim teorisini mutlaka öğrenir, dolayısıyla doğada rekabetin sadece bireyler arasında değil, gruplar, toplumlar ve hatta organizma gibi davranan ekosistemler arasında bile olduğunu bilirdi.

Gruplar arası rekabet kendiliğinden bireyler arasında dayanışmayı, dolayısıyla birlikte yaşamanın ve dayanışmanın kurallarını belirleyen sosyal kontrol sistemlerini ortaya çıkarır. Örneğin karınca kolonilerinde veya zebra sürülerinde olduğu gibi…

Birlikte yaşamanın en temel kurallarından biri de şudur: Kendi bireysel çıkarların için topluma zarar vermeyeceksin!

İnsan vücudu veya orman ekosistemi dahil her organizmada, o organizmayı oluşturan parçaların (hücre, doku, birey vs.) kontrolden çıkıp organizmaya zarar vermesine engel olmayı amaçlayan bir bağışıklık sistemi vardır. Toplumların ekonomik anlamda bağışıklık sistemi de sözünü ettiğim toplumsal yarar ve sürdürülebilirlik denetimidir. Çünkü bir toplum açısından ekonomi politikalarının nihai amacı sürdürülebilir geçim ve refahtır.

Adam Smith keşke bugün yaşasaymış; kendi en temel varsayımlarını bile sorgulayabilen gerçek bir akademisyenmiş. Örneğin başta üretimde verimlilik açısından çok önem verdiği teknik uzmanlaşmayı, işçilere mutsuzluk verdiği için sonradan sorgular olmuştu: Fabrikalarda tekdüze, ruhsuz ve renksiz işler…

Yazan: Tunç Ali Kütükçüoğlu

Video: Ekolojik bilinç için önerdiğim kitaplar (kendi sesimden)

Reklamlar
Bu yazı Ekonomi içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s