İnsanlık tarihinin en büyük hatası: Tarım Devrimi

Uygarlık ve çevre tarihiyle ilgileniyorsanız Çöküş‘ün yazarı Jared Diamond’un ezber bozan bu makalesini mutlaka okumanızı öneririm:
The Worst Mistake in the History of the Human Race

Bu yazının bir Türkçe çevirisini şu adreste buldum:
İnsan türünün tarihindeki en büyük hata

Neden ezber bozan?

Çünkü okullarda bize genel olarak tarım ve endüstri devrimleriyle (!) sürekli ileri giden tek boyutlu bir insanlık tarihi öğrettiler.

Sürekli ilerleyen insanlık… Ama hangi yönde? Öyle ya, kalkınmak veya gelişmek, aynı zekâ gibi çok boyutlu kavramlardır; farklı yönlere doğru ilerleyebilirler.

Uygarlık tarihine bakılırsa gerçekten de uygarlıkların kısmen çevresel, kısmen sosyal faktörler, bazen de tesadüfler yüzünden tamamen farklı yönlere doğru gidebildiği görülecektir: Okumaya devam et

Ekonomi içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Endüstriyel Muhafazakârlar ve Tuhaf İnançları

Jeolojiden, biyolojiden ve astronomiden gelen sağlam kanıtlar dünyanın yaklaşık 4,5 milyar yaşında olduğuna işaret ederken, Reagan ve Bush gibilerini lider seçen tutucu Amerikan evanjelistlerinin (Amerikan halkının yaklaşık %40’ı) dünyanın yaklaşık 10‘bin yıl önce yaratıldığına samimiyetle inandığını biliyor muydunuz?

4,5 milyar yıl nerede, 10’bin yıl nerede! Bütün bilimsel verilere ve mantığa direnen ne tuhaf inançlar var hayatta değil mi?

Bunun gerçekten tuhaf bir inanç olduğunu düşünüyorsanız şimdi sıkı durun: Size ideolojik kökenleri taa Victoria dönemi İngiltere’sine dayanan neoklasik ekonomi ideolojisiyle (endüstriyel dogmatizm) şekillenmiş eğitim sistemimizin ürünü olan endüstriyel muhafazakârların nelere inandıklarına dair bazı ilginç örnekler vereceğim (bu bağlamda muhafazakâr yerine masal-sever de diyebiliriz).

1) Doğanın teknolojilerini görmeyen endüstriyel muhafazakârlar, insan teknolojileri ilerledikçe (!) uygarlığın da ilerlediğine samimiyetle inanırlar.

2) Özellikle son iki yüzyılda, doğanın kendine has teknolojilerinin (örn. iklim, okyanus ve tatlısu ekosistemleri) büyük hasarlar gördüğüne bakmaksızın endüstriyel muhafazakârlar, bugünkü arabalara, uçaklara, yollara, betonarme tesislere ve bilgisayarlara bakarak teknolojinin ilerlediğine yürekten inanırlar.

3) Endüstriyel muhafazakârlar, doğadaki biyo-çeşitliliğin ya farkında bile değildir, ya da bu çeşitliliğin insanlık için gereksiz olduğuna inanırlar.

İlginçtir, meslekleri gereği Markowitz’in portfolyo teorisini öğrenen ekonomistlerin bile çoğu biyo-çeşitliliğin önemini nedense kavrayamaz. Halbuki üzerinde düşünülecek olursa portfolyo teorisi bize biyo-çeşitlilik azaldıkça ekosistemin kırılganlaşacağını söyler.

4) Doğanın parasallaşmamış üretimini görmeyen endüstriyel muhafazakârların aklına üretim denince sadece insan üretimi gelir. Dolayısıyla, bütün ekonomik üretimin bir fabrika gibi, yani doğayı tamamen dışlayarak modellenebileceğine inanırlar. Okumaya devam et

Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Uygarlık ve Çevre Tarihi

Bize okulda uygarlık tarihi diye sadece siyaset ve savaş tarihi öğrettiler. Su, toprak, orman, erozyon gibi çevresel faktörlerin tarihte birçok uygarlığın kaderini belirlemiş olduğundan hiç söz etmediler.

Örneğin kutsal heykeller dikmek için ağaçlarını yok edince sefalete ve barbarlığa sürüklenen Paskalya Adası Yerlileri..

Örneğin erozyon ve iklim değişikliği yüzünden yok olan Grönland Vikingleri..

Örneğin ormanların azalması nedeniyle artan erozyonun açlıktan toplu ölümlere yol açtığı 18. yüzyıl Japonya’sı..

Örneğin hatalı sulama sonucu geniş toprakları tuzlanıp kullanılmaz hale gelen, tarımı zayıflayınca ordusu da uygarlığı da çöküşe sürüklenen Sümerler..

Örneğin orman katliamı nedeniyle çölleşen Kuzey Afrika’yla birlikte Roma İmparatorluğu’nun zengin tahıl ambarını ve eski gücünü yitirmesi..

Örneğin verimi gittikçe düşen tarım alanlarının besleyemediği, ve ulaşılabilir doğal kaynaklarının da artık yetmediği aşırı nüfus nedeniyle çöken Maya uygarlığı..

Aklımda o kadar çok örnek var ki şimdi hepsini saymayayım. Onun yerine size uygarlık tarihi ve çevre ilişkileri konusunda herkesin, ama en çok da ekonomi öğrencilerinin okuması gereken iki kitap önereyim:

  1. Çöküş: Medeniyetler nasıl ayakta kalır ya da yıkılır, Jared Diamond
  2. Dünyanın Yeşil Tarihi, Clive Ponting

Video: Jared Diamond: Toplumların Çöküşü Üzerine
Toplumların çöküşü üzerine, Jared Diamond

Konuyla ilgili diğer yazılarım:

  1. Maya‘ların kaçacak yeri vardı, torunlarımız nereye kaçacak?
  2. Grönland’daki Viking uygarlığına ne oldu?
  3. Paskalya Adası Trajedisi: Ağaçlarını yok eden bir toplumun hazin sonu

Tunç Ali Kütükçüoğlu

Uncategorized içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Endüstriyel Cehalet Nedir?

İşçi haklarının, çevrenin ve yerelin, kurumsal veya toplumsal denetimle korunamadığı Türkiye gibi bir ülkede ekonomik üretimi hâlâ ısrarla Gayrısafı Milli Hasıla (GSMH) benzeri dar bakışlı neoklasik ölçeklerle ifade etmek, ülkenin kısa vadeli kazançlar uğruna kendi bindiği dalları kesmesi demektir.

Ekonomik büyüme ve kalkınma adına kendi doğal kaynaklarını, kurumlarını ve yerel üretimini talan etmeye girişen bir ülkeye kalkınma tuzağına düşmüş diyebiliriz.

Teşhisi ve tedavisi son derece zor olan bu ideolojik cehaletin en büyük pay sahipleri:

  1. İlkokuldan itibaren beynimize kazınan, son derece dar bakışlı ve şabloncu, bilimsellik düzeyi ırkçılıkla eşdeğer gelişmiş-gelişmemiş ülke sınıflandırmaları
  2. Evrimden, ekolojiden ve sosyolojiden anlamayan, sadece parasallaşmış insan üretimine (parayla alınıp satılabilen mal ve servisler) odaklanarak ekonomiyi anlayabileceğini sanan klasik ekonomistler.. Ve kalkınma politikalarının adı ekonomist diye, aslında bütünü göremeyen bu tür banka ekonomistlerine emanet edilmesi..
  3. İnsanın doğadan gelen en temel içgüdülerinden biri: Kölelik derecesinde alet-edevat düşkünlüğü

Aslında kendi geleceğini daha çok ilgilendiren dev okyanus ekosistemleri büyük zararlar görürken arabalara, uçaklara ve yollara bakarak insanlara “vay be, teknoloji nasıl da ilerliyor“ dedirten şey işte bu endüstriyel (neoklasik) cehalettir. Okumaya devam et

Uncategorized içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Evrim Teorisi

Belki bu tecrübeyi siz de yaşamışsınızdır: Belli kişilerle evrim teorisini tartışamazsınız, çünkü mesele doğal olarak insanın evrimine gelince kendilerini en temel değerlerine saldırılmış hissedip ya tartışmayı orada keser, ya da saldırganlaşırlar. Yazık, çünkü dünyanın evrimsel tarihi kadar ilginç ve önemli bir konu çok az bulunur.

Evrim teorisinden en çok nefret edenler görünüşte dinci cemaatler ve tarikatlerdir. Çünkü evrim teorisi onların en çok nemalandığı insansı tanrı inancıyla ters düşer. Darwin’i sevimsiz göstererek evrimi yalanlayan, hatta yalanlamaktan da öte tamamen çökerten (!) propaganda kampanyalarına korkunç zaman ve para harcarlar.

Belki iki şeye hayret etmişsinizdir:

  1. Evrim teorisinin anlaşılmasını neden istemiyorlar? Bu işe neden bu kadar önem veriyorlar?
  2. Propaganda kampanyalarına harcayacak bu kadar parayı nereden buluyorlar?

Aslında evrim teorisinin en büyük düşmanları, bu konuda ön planda pek gözükmeyen küresel neoliberaller ve kartellerdir:

Çünkü evrim teorisini anlamak doğayı ve ekosistemi anlamaya yardım eder, uzun vadeli ve çok boyutlu (bütüncül) düşünme yeteneğini geliştirir; bunlar da toplumlarda sürdürülebilir kalkınma ve çevre bilincini arttırır.

Halbuki neoliberaller, toplumların (gelecekten çalan) sürdürülemez talan ekonomisini kalkınma zannedecek kadar çaresiz ve cahil kalmasını ister.

Evrim teorisi nedir? Okumaya devam et

Ekonomi içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | 1 Yorum

En temel ekonomi hurafesi

İktisat fakültesinde efendi efendi dersine çalışarak Klasik Ekonomi ideolojisine iman etmiş uslu bir ekonomist için doğa bir üretici falan değil, pasif bir hammadde kaynağı ve atık deposudur. Tek üretim faktörü insan emeği ve kapitalidir (!)

Yani denizler balık üretmez, planktonlar ve ormanlar oksijen üretmez, doğa verimli toprak üretmez, meralar hayvanlara ot üretmez, akarsu kenarlarındaki bitkiler suyu arıtmaz, sahil ve orman benzeri doğal güzellikler halka bedavadan hoşça zaman geçirme imkani vermez… (!)

Doğanın üretimini görmeyen veya anlamayan (ekoloji cahili) klasik ekonomist, 5 üreten betonarme tesisi, doğanın üretimine 10 zarar verse de ekonomik büyüme sayar. Ekonominin bu şekilde 10 alıp 5 getiren yatırımlarla büyüye büyüye ne hale geleceğini varın siz düşünün! Okumaya devam et

Ekonomi içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 4 Yorum

İnsanlar ve Yunuslar

İnsanla hayvanın en ilginç dayanışma örneklerinden biri: Balıkçılara yardım eden yunuslar (dolphin assisted fishing):

Brezilya’nın Laguna isimli kıyı kasabasında insanlarla yunuslar ortaklaşa çok ilginç bir avlanma yöntemi geliştirmişler. Tahminen 1847’de başlayan bu gelenek hem insanlar hem de yunuslar arasında nesilden nesile aktarılarak bugüne kadar gelmiş. Okumaya devam et

Ekonomi içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın